kendinden de habersiz...

Vicdan, yeri geldiğinde tatmin edilecek herhangi bir organ mıdır?

O kendisini hatırlattıkça, çeşitli şekillerde tatmin edilerek susturulacak bir mekanizması mı vardır?
(Sevgili okur yine başlıyorum galiba, istersen başa dön bir daha oku çünkü birazdan geliyor)
Yoksa Vicdan, insanın kendisine neyin yakışıp neyin yakışmadığını uyaran bir iç ses midir?
(Nereden çıktı şimdi bu? Sözlük anlamlarına da bir bakalım:

http://www.tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=vicdan&ayn=tam
http://www.turkcebilgi.com/vicdan/sozluk
http://www.osmanlicasozluk.net/osmanlica/59163-sozluk-VICDAN-anlam.html)

Bir süredir böyle düşünüyordum, oysa eğer benim düşündüğüm gibi olsaydı, günümüz insanının kendi varoluşuna dair (bu cümle seni de bağlıyor beni de bağlıyor dikkatli olmak lazım sevgili blog okuru) belli bir düşüncesi, kanaati hiç değilse hissi olmalı değil mi?

Ya da günümüz insanı 'vicdansız'(?)

Eğer bu tanım ve önerme ikisi birden doğru ise, günümüz insanı 'kendinden de habersiz' demektir. (ki bu durum pek iç açıcı olmasa gerek!)

Sosyoloji nin belli topluluklar için varsaydığı kurallar geçerli ve 'insanüstü' yapılar olarak öğretilen 'kurumlar' insanları kuşatmış,  'modernite', bilinçdışı yollarla 'yeniden yapılandırılmış' benlikler üzerinden hükmünü icra etmektedir?

Elbette;
Üzerinde sürekli baskı hisseden birisi nasıl kendisi olabilir?
Sürekli gözlendiğini düşünen birisi nasıl kendisi olabilir?
Sürekli tehdit altında hisseden birisi nasıl kendisi olabilir?
Sürekli üretilen sanal kriz gündemleri...
Serbest kalabilmek.
Serbest bıraktık mı kendimizi hiç acaba?

(Sen belki yaptın okur, ben benim gibilere soruyorum üzerine alınma sakın)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !