...Veda...

Serveti görür de arkasındaki emeği göremez...
Bahçeyi görür, bahçıvanın hünerinden etkilenir de bahçıvanın hünerini bilemez.
Sonucu görür de, sonucun sürece katlananın olduğunu düşünmez.
Sonuçların peşinden aptalca koşturmayı da akıllılık sayar.

Peki sonra ne olur?
Kendi kendine kızmaya başlar.
Neden ben onlar gibi olamıyorum?
Neden onlar gibi yapamıyorum?
Aslında sorduğu şudur: Neden bende onlardakinden yok?
SENDE AKIL YOK BE GÜLÜM!

***

Öte yandan; akıllı olanlara (!) bakıyoruz...
Ne yapmam gerekiyor? Bu durumda ne yapmam daha doğru? Sorularının, ben kimim? Kendimi arıyorum şeklindeki sorularla aynı kişilere ait olması tesadüf olabilir mi?
Kendinizi tanımanızı, yaşamda yaptığınız her seçim daha kolaylaştırmıyor mu?
Benim ya da bir başkasının ya da sizin, 'ben şuyum' ya da 'şu olmalıyım' diyerek yapacağınız bir modelleme, GERÇEKTE KİM OLDUĞUNU FARKETMENİ GECİKTİRMEKTEN BAŞKA NE İŞE YARAYABİLİR?

***

Güçlü olmak ve değerli olmak...
aynı şeyler mi?
değerli olmanın ancak güçlü olmakla sağlandığı düşünüyorsan, sende de akıl yok be gülüm!
Yaşamını güçsüz olma korkusu yönetirken, savunma va saldırı güdülerinin esiri iken nasıl özgür olacaksın ki?
Değerli olmanın yolu meydan okumaktan geçiyorsa kendi kendine rezil olmaktan bıkmadın mı?
KOLAYINA GLEEN MEVBUR HİSSETTİĞİN YERLERDE DEĞİL DE KENDİN OLABİLMEK İÇİN BİRŞEYLER YAPMAK ONURLU BİR YAŞAMIN BAŞLANGICI DEĞİL Mİ?

***

Zille derse girip zille dersten çıkan sürüler...
Mesai başladığında eşşek gibi çalışırken iki dakika özgür hissettiğinde elinde ne var ne yok harcayanlar...
KURUMLAR ÜZERİNDEN ÜZERİNDE ZORLA KURULAN DİSİPLİNİ, KENDİNE SAYGIDAN ÖZDENETİME DÖNÜŞTÜRMEYİ DENESEN?

***

Ama ne mümkün... Atılan kazıklara izin verdin çünkü güvenlik hissin galip geldi... Gerçek güvenliği kendi hislerinde arayacakken, hislerine hırsların galip geldiyse; otorite, birşey verirken değil yalnızca istediklerin kısıtladığında reddediliyorsa, yaşadıklarını haketmişsin demektir. İŞTE BU YÜZDEN GEÇMİŞİNİN İNTİKAMINI ALACAK VAKTİN DE YOK! 

***

Gitmeden gitmek...

Ben kalemimi seninle keskinleştirdim, biledim.
Çünkü bilirim ki bileme taşları da zamanla törpülenir, aşınır.
Senin doğanı bilmeyenler, "neden bunu yapıyosun değer mi?" derler.
Sen de kendi doğanı bilmiyorsun henüz.

Yaşama sayısal bakmadığınızda,
Anlaşılmak, ister anında olsun ister yıllar, on yıllar sonra olsun güzel şeydir.
Bazen nesiller sonra da olsa hatta.

Kimi yaptığı kötülük görülmesin diye giyinir, kimi iyiliği görünmesin diye.
İkisi de karanlıktadır.
Felekler, karanlıktakini aydınlatıyor, aydınlıktakini de karanlığa çekiyor...

Yaşamı erteleme, kaçar gider. Gereğinde isteklerini ertelemeyi bil ki gözün kör olmasın.
HEP SENİ YAZDIM BURADA, artık böyle yapmayacağım.
Sen sormadan cevap vermek, soru üretme mekanizmana haksızlık olur.
Soru sormadan cevabı anlaman ise imkansız...

Ya da doymak bilmez içindeki düşmanın egonu yaşa, çevreni, ilişkilerini ve kendini tüket.

Ya da sen kendine yakışanı yap; TALEP ET, TALEBETTİĞİNİ AL, ALDIĞINI KULLAN, KULLANDIĞINI KENDİNE MÂLET ve GELİŞTİR ve BUNU DA PAYLAŞ...  Sonra da hala huzurlu ve mutlu olamıyorsan gel benden hesap sor!

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !